AKTİF ÜMİT VE SABIR

Pazartesi, Eylül 2 10 Yorum
Şu anda ütü yapıyor olmam gerekirdi. Lakin...
Vicdan azabı ile geçen bir gündü. Haliyle ben kendimi tanıyamıyordum bazı vakitlerde, eminim çocuklar da öyle. Eminim, ne yazık ki... Dünya nelerle uğraşırken ben kendi derdime düştüm. Yapmam gereken bi şeyler varsa ben hala bir adım atmadıysam, kendimi yiyorum içten içe ve de en yakınımdaki min mini iki yüreği incitiyorum. Neyse şimdi günah çıkarma faslına dönüştürmeyeyim de, güzel bi anne olamadım bugün, hepimiz farkındaydık.

Çocukları tekrar CLA'ya (Meral'in önceki okulu) göndersek mi, yoksa bi iki hafta daha burayı denemeye devam etsek mi diye düşünüyorduk. Sanırım gidişat öyle olacak. En azından şu taşınma işi bitene kadar. Meral dün yatarken artık Türkçe bi okula gitmek istediğini söyledi. Gün içinde dertleştiğimiz bi vakitte de keşke Türkçe değil de İngilizce konuşsaydık biz de diye yakındı. Kafamda bu cümleler dönüp durdu. İzah etmeye çalıştım bazı şeyleri. Dinledi. Önceki yazımda salt annelik yüreğiyle biraz acımasızca yazdım okuldaki gözlemlerimi. Sonra da acaba gıybete girdim mi diye içim içimi yedi. Yarın gidip anlatsam okuldakilere düşündüklerimi diye de düşünmedim değil. Ne diyecekler ki pedagojiden biihaber, farklı bir kültürde yetişmiş bana; bizim eğitimimiz bu şekilde, beğenmezsen kapı orada, bekleme listesinde de yerinizi dolduracaklar hazır ve de nazır. Bi de konuştuklarımı yanlış algılarlarsa, hani ben sizi eleştirmiyorum aslında desem, o zaman akıl mı veriyorsun derler mi demezler mi... Ama biliyorum bi şekilde ifade edeceğim, ama nasıl...
http://www.anasinifi.com/

Hadi onu öyle hallettik diyelim. Asıl vicdanen rahatsızlık veren mesele ortam ve şartlar sebebiyle tamamen benim aktifliğime bakan bi mesele. Çocukların dini eğitimi. Burasını ben hep küçük bi sahil kasabası olarak tanımlıyorum. Burada 3-5 Türk aile, ya da eşlerden biri Türk olan diyeyim ve iki mescid var. Kültür merkezinden de Türk hocaların olduğu bi okuldan da mahrum. Yakınımızdaki mescidin çocukları için hafta sonu okulu var. Fakat dünya zaten karışık, politik meseleler diken üstü ve daha bi kaç sebepten Cuma'dan Cuma'ya uğrayabiliyoruz ancak. Öyle bi zamandayız ki, muhterem bi büyüğümüz "Bir vakte erdi ki bizim günümüz / Yiğit belli değil mert belli değil / Herkes yarasına derman arıyor / Deva belli değil dert belli değil." (Aşık Ruhsati) diye naklediyor. Böyle her şeyin birbirine girdiği bi zamanda ve ortamda, en azından haftada bir kalabalık bir cemaatle namazı gördükleri için şükrediyorum. Bunların dışında evde anne-babadan gördüklerinin dışında -ki zaten biz de kadar ne yapabiliyorsak, yaptıklarımızın ne kadarına şahit olabiliyorlarsa- başka bi yerden gördükleri de yok. İslam'ın şartı 5'tir şarkısını dinletmekle de çocuklarıma din eğitimi verebildiğim söylenemez. Tabi bu da bi şeydir. Burada hiç bir şeyi küçümsememek gerekir. Günlük okumalarımı aksattığımda daha da bi karamsarlaşıyorum sanki bu mevzuları düşününce. Ben bana bile yetmezken, bu miniklere nasıl yetebilirim, düşünemiyorum, bilemiyorum. Hem kültürümüzü hem değerlerimizi sevdirmek, yaşamalarını sağlamak için yapmam gerekenlere geç kalmak düşüncesinden ürperiyorum. Bu duyguyu ilk Türkiye ziyaretimizde yaşadım iliklerime kadar. Camilerin çocuklar için yaz Kur'an Kursları düzenlediğini biliyorsunuzdur. Bu yaz kayınvalidemlerin tam karşısındaki okulda, bir caminin yaz okulu vardı. Meral'i de aldım, kayıt yaptırmak istediğimi söyledim. Kayıt yaptırmak için bu yıl okula başlayacak olması gerektiğini söylediler. Yurt dışında yaşadığımızı ve okul düzenine aşina olduğunu ifade ettim. Yine de kabul edemeyeceklerini söylediler. Pes etmeyip daha yetkili biriyle görüşmek istediğimi söyledim. Yaşadığımız yerde böyle ortamların olmadığını en azından öğretmen hiç bi şey öğrtemeye çalışmasa da ortamda bulunmak için, o atmosferi solumak için birlikte gelip gitsek dedim, yine kabul edemeyeceklerini, sorumluluk alamayacaklarını söylediler. Ben şöyle şöyle eğitim aldım, şu alanda masterımı yaptım, ihtiyaç varsa ben öğretmenlik yapabilirim, ücret de istemem dedim. Bayanlar da değil de erkeklerde ihtiyaç olduğunu söylediler. Yolda ağlamaklı oldum, zor tuttum kendimi. Bi yerden hem de böyle bi meseleyle alakalı geri çevrilişimi kendime yedirememden ziyade-ki bunun da etkisi vardı şimdi kendimi kandırmayayım- beni anlayamamış olmalarına içerledim. Belki beylerle değil de bi hanım yetkili olsaydı ve onunla konuşabilseydim, en azından arada buyrun gelin ziyaret edin derdi belki, hiç bilemeyeceğim... Kur'an kursuna gideceği için heyecanlanan kızıma 5 yaşına gelince gidebileceğini anlattım. Öğrendiklerim deryada damla bile olsa, bu damlanın da ancak zerresini yaşamaya çalıştığımı görünce, bu çocuklara neyi ne kadar öğretebilirim kılığında bi kabz hali çepeçevre sarmalıyor beni. Ya mum dibine ışık vermezse... Allah'ın yardımı olmasa boğulup giderim bu girdapta. Şükür ki ümit hatırlatıcılarım var. "Yeis öyle bir bataktır ki düşersen boğulursun / Azmine sarıl sımsıkı bak ne olursun / Yaşayanlar hep ümitle yaşar / Ümitsiz olan ruhunu vicdanına bağlar" diyen Akif'imiz var. Aktif sabrı öğreten, hep ümitle korku arasında dengede yaşamayı tavsiye edenimiz var. İnanç, dua, umut gözlükleriyle bakınca her şey daha farklı görünüyor. Şu yazıyı yazarken bile bunları hatırladığım için, söze başlarkenkinden daha sukuna ermiş bi hale doğru meyillenmiş gönlüm var.
Aslında ütü yapacaktım, yapmalıydım. Ama bi yerden de başlamam lazımdı vicdanımın sesine, annelik hisselirime kulak vermeye. Pedagojik eğitim almadım maalesef, annelik hislerimin yeterli geleceğinden emin değilim. Kitaplar okudum ama sanırım o vakitler erkendi biraz, onları tekrar raftan indirmem gerek. Bu arada da çocuklarıma anlatmak için, kendime bi program hazırlamam gerek. Onların yaşına uygun olarak neyi nasıl anlatabilirim, didik didik etmem gerek siteleri, blogları. Bunlarla meşgul olmuş, bu sızıyı çekmiş anneleri bulmam, tecrübelerinden istifade etmeye çalışmam gerek. Çocuklarımın temiz fıtratlarını muhafaza edebilmeleri için,  onların istidatlarını köreltmeden inkişaf ettirmeleri için anneleri olarak, benim üzerimdeki haklarının hakkını vermem en azından gayretinde olmam gerek. Bunlar benim görevim.  Esasında ne çok şükredecek lütfedilmiş nimetlere sahibiz. Yapmam gereken; aktif ümit, aktif sabır ve fiili- kavli dua...
Bana kolaylık dileyin, ve nolur bize dua edin... Allah buralarda bizim ellerimizi bırakmasın, rahmetinden, lütüflarından mahrum etmesin. Dünya diken üstünde olsa da bizim gayretimiz kelebek etkisi mesabesinde... Dualardan başka çalacak kapı yok. Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler...









10 Yorum:

  • Deli Anne dedi ki...

    Elden geleni yapmak ve gerisinde teslim olmak sanki çare.. tabii dediğin gibi ümitle ve duayla.. ben ipleri sıkı sıkıya tutuğum her zaman işlerin daha kötü gittiğine şahit oluyorum, ipleri sahibine bırakmayı öğrenmem gerek çünkü (çünkü derken de gülümsüyorum artık:)) ne zaman öyle yapsam iyi oluyor herşey..

    Nasıl bilmem ama öyle yapmalıyız... Çok okumak, çok bulanmak bana iyi gelmiyor, hem vaktimi hep öyle şeylere harcayıp çocukları ihmal ediyorum hem de yapamadıklarım yakıyor içimi ve yaşam okuduklarımla çelişince sahici anlamda depresyon yaşıyorum o zaman iki kat üç kez daha kötü oluyor herşey..

    Bir abi var burada; ailesini getirememiş buraya, oğlunu bırakmış ama bırakırken de Allah'ım oğlumu sana emanete diyorum, onu sen terbiye et diye dua etmiş. Şimdi diyor ki hem manen hem madden benim vereceğimden kat be kat ilerde çocuk ve ben hiçbirşey yapmadım. Tertemiz bir genç oldu çünkü biliyorum ki onu Allah terbiye etti. Yani bir örnek vereyim madden kısmına; ülkenin en iyi özel üvn. de okuyormuş dereceyle girmiş, ve evi, maaşı herşeyi varmış. İngileredeki uvn. ler abinin kapısını çalıyormuş gelsin burda okusun diye.. Bana güzel bir örnek oldu bu..

    Allah kolaylık versin cümlemize.. Rabbim her daim hyar ve yardımcımız olsun, elimizden daima tutsun. Çocuklarımız ona emanet...

  • nurhan dedi ki...

    Allah yardimciniz olsun .. Siz Rabbim in yolundayken O sizin cocuklarinizi ihmal etmez buna suphen olmasin .. Dualarimizda bu yonde .. Bir de en guzel kendin de ifade etmissin okumalar azalinca boyle duygular endiseler artiyor.. Bi ablamiz demisti ben O nunla ne kadar az mesgulse O beni kendimle mesgul ediyor diye.. Cocuklar icinde en guzeli temsille ogrenme diye dusunuyorum ... Endiselerini gidersin Rabbim bir an once

  • A.C dedi ki...

    dini egitim veren iki okula da gonderip cok kotu etkilenen biri olarak diyorum. en iyi sizden ogrenir. az belki ama sevgiyle. merhamet bi cocuga ogretilecek en guzel seylerden biri.

  • A.C dedi ki...

    dini egitim veren iki okula da gonderip cok kotu etkilenen biri olarak diyorum. en iyi sizden ogrenir. az belki ama sevgiyle. merhamet bi cocuga ogretilecek en guzel seylerden biri.

  • A.C dedi ki...

    dini egitim veren iki okula da gonderip cok kotu etkilenen biri olarak diyorum. en iyi sizden ogrenir. az belki ama sevgiyle. merhamet bi cocuga ogretilecek en guzel seylerden biri.

  • nnbaLo dedi ki...

    Bence sen, çocuklarına en iyi eğitimi veriyorsun. Senin gibi duyarlı anneleri olması ve temelde iyi insan olarak yetişmeleri diğer bütün eğitimlerindeki özü oluşturuyor.Karamsarlığa kapılma, akışına bırak; zaten istediğin kapılar açılacaktır...

  • Adsız dedi ki...

    E ceeeeeeeee böh m

  • Adsız dedi ki...

    Subhaneke la ilme lena........

Yorum Gönder

 

©Copyright 2011 Demlikalem | ...