MED CEZİR

Pazartesi, Haziran 30 2 Yorum
Yakın bi vakitte kuvvetli bi fırtınayı konuk ettik bizim bölgeye. Yağışı bol, okyanus kenarında bi şehir burası. Bir saat uzaklıkta, komşu şehirde arada uğradığımız harika bi Türk restoranı var. Bi gün yolumuzu oraya düşürdük. Evden çıktığımızda yağmur çiseliyordu fakat birden şiddetleneceğini tahmin etmiyorduk. Velhasıl, yolu yarıladık ama acaba geri dönsek mi dönmesek mi diye düşünürken vardık mekana, afiyetle yedik, içtik sağolsunlar. Oradayken telefonlarımıza üniversiteden uyarı geldi, sel tehlikesiyle alakalı.
Yerel-genel hiç bi tv kanalını izlemeyen, haftalık gazeteye vakit bulunca göz gezdiren bi aile olarak üniversiteden haber de gelmese hiç bi felaketten haberimiz olmaz. E hal böyle olunca da müstehaktır tabi diyebilirsiniz yazının devamında.
Eve dönüş için yola koyulduk, yağmur bi şiddetleniyor bi duruluyordu başta. Sonra uzun ve karanlık yollarda şimşeklerin aydınlığında sürmeye devam ettik arabamızı. Haliyle hızımız kesildi. Önce iki tarafı ve altı kapkara deniz, üstü de azabından yine onu Var Eden'e sığındığımız şimşekle, yağmurla ve gürlemeyle kolkola karanlık bi köprüydü geçtiğimiz.

http://www.gannett-cdn.com/-mm-/9d1ad543d2bf21ebcbb6aebe455d8e860b12adf9/c=174-0-2832-1998&r=x513&c=680x510/local/-/media/WTLV/WTLV/2014/04/30//1398886671002-487461761.jpg



Arabanın farlarına gerek kalmayacak kadar aydınlıktı şimşekler sayesinde etrafımız.
Sonra iki tarafı ormanlık, iki gidiş-iki gelişli highway'de tek tük geçen arabalar ve biz, ama çoğunlukla yalnız. Şimşekler sanki aralıksız çakıyor, ona da gök çok öfkeliymiş gibi ardarda gürleyerek eşlik ediyordu. Yağmur uzunca bi süre öyle yağdı ki, sanki arabanın ön camından içeri girmek için tüm güçleriyle kendilerini cama vuruyordu iri iri yağmur damlaları. Gözlerimi camdan alamıyordum. Sanki yağmurun gözlerinin içine içine bakıyor gibiydim. Anlatılmaz, yaşanır cinsinden.. Meral, anne sandım ki o şimşek senin yanına gelecek dediğinde ben çoktan halden hale girmiştim. Hakikaten de öyle parladı ki.. Bi yandan dualar dilimde, bi yandan çocuklara korkmasınlar diye bi şeyler anlatmaya çalışıyorum. Bi taraftan da onların sorularına kendilerine göre cevap yetiştiriyorum. Babamız yola kilitlenmiş, pürdikkat. O da korkmuş belli. Biraz daha hızlı gitsen diyorum, yok diyor, lastikler bilmem ne bilmem ne... çok hızlı gitmiyo muyuz, diyorum; şöyle böyle bi şeyler. Aslında bilmeden söylüyorum ne söylüyorsam...Tamam sustum ben diyorum.. Dursak duramayız, yolun iki tarafı da karanlık ve ormanlık. Şimşekler sanki bizi ıskalıyor gibi. Yağmur çılgına dönmüş sanki. Evet bi amacı var hepsinin belli... Hani yazmıştım ya bi keresinde, suyun azab hali de var, imtihan hali de diye. Bu seferki öyle bi şey.

http://3.bp.blogspot.com/-iWUUcT5tvEA/U7GuqTrP4RI/AAAAAAAACRQ/wQLd3042SWc/s1600/140430-pensacola-floods-mn-1445_056df335d125acca7e31c98c2f9f7eb8.nbcnews-ux-680-440.jpg
Şimdi ne kadar tasvir etmeye de çalışsam yapamam. Ve öyle bir sahneyi hiç bir filmde görmüş müyümdür acaba.. Sanmam... Bi ara eşimle, belki de bu dünyaya vedamız bu şekilde olacak bizim de diye düşünmedik değil. Çocuklar önce korktular bi süre elbette, bi de zaten kulakları hep bizde. Sonra şimşek nasıl oluşur, yağmur nasıl yağar, neden gök gürler diye anlatmaya başlayınca dikkatle seyrettilerse de bizim gibi onlar da korkuyu tümden kovamadılar. Bizim korkmamız gerekiyordu da zaten. Şimşekten ya da göğün sanki kulağımıza eğilip gürlemesinden değil de. Onların Sahibinden... Ahirimizden... Geleceğimizden.. Ve geleceğimiz yoksa bugünkü halimizden... Yol boyunca acaba evimize tekrar ulaşabilecek miyiz sorusu uğradı geçti zihnimden. Ne kadar aidiz buraya, sahip! olduğumuzu sandıklarımız ne kadar sadık bize... Ve her şeye, bi ışık hızı süresinde nokta konsa, bu dünya adına. Ve daha yazamadığımı pek çok şey... Tamam sustum..
Böyle düşünürken ben, Harun'un sesi kulağıma geldi; "Avvahım (Allahım -L harfinden sebep) bi daha!" ve şimşek çakıyor, bizim efe gülüyor. Harun tekrar söylüyor saniyeler geçmeden "Avvahım bi daaa!" ve yine şimşek çakıyor. Bu sefer ben de gülüyorum, hoşuma gidiyor bi yandan dışarıyı gözlerini dört  açmış seyrederken, göğe bakıp "Allahım bi daha" demesi... Bu böyle devam ederken Meral bu kez bana sesleniyor; "Anne galiba bugün Allah Harun'un bütün dualarını kabul ediyor.." Yine gülümsüyorum, zihnim karışık, kalbim sıkışık, dizlerim kaskatı... "Allah'a emanetiz" diyorum. O'nun gazabından yine O'na sığınıyorum. Şaşkınlıkla hayret arasında korku ilmeğini dokuyorum.

http://media2.s-nbcnews.com/j/newscms/2014_18/411086/140430-pensacola-flood-mn-1325_d39bcecf9f1846d6fd073079f37dab72.nbcnews-fp-1360-600.jpg
Bu şehirde ben denizde dalgaların sesini gökgürültüsüne benzetirim. Göğün gür sesini de haşmetli dalgalarınkine kimi zaman... Yine öyle oldu, gözlerimi kapatıp dinleyince.. Neydi, kimdi, şimşek mi , damlaların sesi mi, göğün seslenişi mi... dalgaların bi gelip bi gitmesi mi... med mi, cezir mi...
Kim ki diyorum. O hem Daar, hem Nafi', diyor.
Kim durdurabilir olanı biteni anlık da olsa, diyorum. O hem Aziz hem Cebbar'dır, diyor.
Hem neden ki, diye soruyorum. O hem Alim hem Bedi', diyor.
Koru, diyorum. O Hafiz, diyor hem de Müheymin.
Korkuyorum, merhamet diyorum. O hem Kahhar hem Rahman ve Rahim, diyor.
Hem yer hem gök.. diyorum. O Hayy ve Kayyum'dur ya, diyor.
Bi ferahlıyor içim bi daralıyor yolun başından beri diyorum. Kabıd ve Basıt olan O'dur diyor.
Ne kadar da zarif korkmadan bakınca aslında diyorum. O Latif'tir, elbette diyor.
Dua diyorum. O Mucib'tir, diyor.
Yalnız mıyım diyorum. O Veliyy'dir, nasıl olursun, diyor.
Belli ki yerin de göğün de sahibi O diyorum..  Melik, diyor.
Çok yanılmışım, hep şaşırmışım diyorum. O Gaffar hem de Tewab, diyor.
E bizim evimiz, yolumuz, diyorum. O Fettah'tır diyor.
O zaman hikmeti vardır tabi, diyorum. Elbette O Hakim, diyor.
Bunları sana bana söyleten de O, diyorum. Hamid ve Şekur işte, diyor.
Daha bilemediğim, göremediğim neler neler var di mi diyorum.
O Allah'tır diyor...

http://www4.pictures.zimbio.com/gi/Lightning+Storm+Brings+Much+Needed+Rain+Holy+Bh5ALX5ll4El.jpg

Ve Allah'ın güzel isimleriyle devam ediyor yolumuz. Arada çocukları duyuyorum; "Avvahım, teşekkürler yağmur verdiğin için, ağaçlar büyümezdi yoSka!", "Allahım teşekküreler ...." diye devam ediyor aralarında sonradan sulandırdıkları güle-oynaya konuşmaları. Çocukların gözleri gök yüzünde, yolda.. Konuşuyoruz yine gülmeleri bitince, dua okuyorum onlar tekrar ediyor ve çok şükür şehrimize giriyoruz... Biraz rahatlıyor kalbimin sıkışıklığı, dizlerim hala kaskatı. Gördüğümüz itfaiye araçları, mahsur kalmış arabalar, yollardaki derin su birikintileri, her zaman kullandığımız yolu değiştirmemiz yönünde uyarıyor bizi. Eve gidiş yolu uzuyor. Belki de hayatımdaki en uzun yolculuk...
Ertesi gün konuştuğumuz kim varsa iyi misiniz diyordu, fırtınadan bahsediyordu. Bazı arkadaşlar iyi olup olmadığımızı sormak için mesaj yolluyordu. Sonradan öğrendiğimize göre bin küsür aile yağıştan ciddi zarar görmüş, evsiz kalanlar dahi olmuş, sıklıkla geçtiğimiz bazı yollar yıkılmış, bir günde bilmem ne kadar fazla inch yağış düşmüş... Bizim de nasibimizde o gece yağmur, şimşek, gökgürültüsü, dua, korku, heyecan, gülümsemeyle karışık düşüncelerle ve yollarla koyun koyuna olmak varmış. Sağ selamet vardık evimize o gece. Ama günlerce,  gözlerimi her kapadığımda aynı görüntü perdede... Sanki şimdi kadar gerçek.
Ardından ışık hızıyla zihne hücum eden damla damla sorular... Ya yolumuz yarıda kalsaydı.. Nolurdu ki...   Bütün bi ömür, şimşeğin çakması kadar kısa ve anlık değil mi bi yerlerde. Hayallerimiz, emellerimiz, hırslarımız, sözlerimiz, ertelediklerimiz, vakit ayıramadıklarımız, kıymetli tabi deyip de kıymetini bilemediklerimiz akıp giden yağmura karışsaydı... Ardımızdan bi selam eden olur muydu, rahmet dökülür müydü birilerinin dilinden... Ya da selamız verilir miydi buralarda, göğün sesine eşlik eden...
Bi başımızayken... Tövbe!
Vedud O, hep bizimle.. Yar-ı Baki.. Ne verdiyse ya da vermediyse baş-göz üstüne...
Yollarımız açık olsun bu sağanak sağanak rahmetin yağdığı güzel günlerde...
Vesselam..

http://www.gannett-cdn.com/-mm-/657a560d42c1fe5a5ea7370991090d9fe96b14be/c=258-0-2742-1866&r=x513&c=680x510/local/-/media/WTLV/WTLV/2014/04/30//1398886671000-487461925.jpg


























"MED CEZİR
...
Şiddetin ne hoş ne güzel şefkatin 
Sevdikçe sevesim geliyor 
..."
Söz: Sezen Aksu


2 Yorum:

Yorum Gönder

 

©Copyright 2011 Demlikalem | ...